Son şans kurultayı


CHP 36. Olağan Kurultayı, tarihi öneme sahip kurultaylardan biri. Çünkü 2019’da CHP’nin de Türkiye Cumhuriyeti’nin de geleceği oylanacak. Bu seçim belki de ülkenin son seçimi, bu kurultay da belki tünelden önceki son çıkış kurultayı. O nedenle kurultaya ilgi büyüktü. Genel Başkan değişikliği beklenmemesine rağmen bu ilginin nedenini konuşmalar başlayınca anladık. Bir umut ışığı beklentisi, bir silkinme ve ayağa kalkma hamlesinin işaretleri verilir belki diyerek gelinmişti salona. Bunu nereden mi anladık? Gerek CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gerekse genel başkanlığa aday olan Muharrem İnce’nin konuşmalarında umut aşılayan, iktidar vaat eden konuşmalarına verdikleri tepkiden tabii ki.

Tribünlere ‘İnce’ coşku

Kılıçdaroğlu’nun açılış konuşmasını çoğunlukla sessizce, umut dile getirdiğinde ise alkışlarla keserek izledi. Adaylık dilekçesini divana veren Muharrem İnce, kürsüye çıktığında aldığı alkışın on katını konuşmasını bitirdikten sonra aldı. Tribünlerde İnce hâkimiyeti belirgindi. Belagatı zaten güçlü olan İnce’nin konuşması tribünleri coşturdu. Ancak delegede “tık” yoktu. “Tribünün bu desteği ve coşkusu delegeyi etkiler ve İnce seçilebilir mi?” Tek başına konuşmayla “Iııh”, ama delegelerden birkaçının fikrinin değişmesine neden olabilir. Sadece o kadar. Zira bu gözler ne kurultaylar izledi, bu kulaklar ne adaylık konuşmaları dinledi ama tribünleri yıkan adayların hiçbiri genel başkan seçilemedi.

Yıpranma tehlikesi

Konuşmaların delege üzerinde tümüyle etkisi yoktur da denemez. Zira İnce’nin ilk adaylığında oyu çok daha az olmasına rağmen kürsüde iyi konuşması ve buna karşın Kılıçdaroğlu’nun da o güne kadar yaptığı en kötü konuşmayı yapmasıyla İnce’nin oyları artmıştı.

İnce, Divan Başkanı Yılmaz Büyükerşen tarafından kürsüye çağrıldığında başkan adaylığı dilekçesindeki imzalar henüz kontrol edilmemişti. Konuşmasını bitirdikten sonra dilekçesini inceleyen Divan, dilekçedeki imzaların 49 kadarının mükerrer olduğu görüldü. Bazı delegeler hem İnce’ye hem de Kılıçdaroğlu’na imza verdikleri için İnce az daha aday olamıyordu. Adaylık konuşmasını yapmış olmasına karşın aday olamayacaktı İnce. Bu da hem kurultayın hem divanın hem de genel merkezin yıpranmasına neden olacaktı. O zaman da “Eyyy Ce-Ha-Pe daha bir kurultayı beceremiyorsun ülkeyi nasıl yöneteceksin” suçlamalarına muhatap olunacaktı.

Adalet sağlandı

Devreye Genel Başkan Kılıçdaroğlu girdi ve mükerrer oyların İnce hanesine yazılmasını söyledi ve sorun çözüldü güya. Ancak bu kez de İnce kürsüye çıkarak “Ben lütuf kabul etmem. Özgür iradesiyle imza veren delegelerin oyuyla aday olurum” dedi. Ancak o beklediği özgür iradeli delegeler ortada yoktu. Divan Başkanı Yılmaz Hoca “İnce’nin lütuf kabul etmiyorum sözünden çekildiğini mi anlamalıyız?” diye sordu. Sonuçta bir çekilme olmadı ve sorun çözüldü. Eh sonuçta bu kurultayın ana teması “Adalet ve Cesaret” değil miydi?

Adaylar arasında adalet sağlandı ve iki adaylı bir yarış oldu. Aslında bu adaletsizliği yaratan tüzük maddesini ortadan kaldırıp birden çok adayın yarışması da sağlanabilirdi. Bu tüzük maddesi Baykal’ı ebedi genel başkan yapmak için hazırlanan tüzükte yer almıştı. Evet bir baraj olmalı ama bu yüzde 10 da olmamalı. Bu tüzük maddesi konmadan önce iki oy alan adaylar bile kürsüde saatlerce konuşup programın uzamasına neden olmuştu.

En çok alkış Nâzım’a

Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan olarak yaptığı kurultayı açış konuşması oldukça “Milli” ve “Yerli”ydi. Önceki, hele hele de ilk iki kurultaydaki konuşmalarına oranla, daha çok “Atatürk”, daha çok “Kuvayı Milliye”, daha çok “milli mücadele”, “asker”, “şehit” ve “gazi” ve 70’li yılların sloganı “Ne ezilen, ne ezen, insanca hakça bir düzen” dedi ve tribünlerden alkışı aldı. Demek ki, eski CHP yeni CHP’ye göre tabandan daha çok destek görüyor.

Kılıçdaroğlu’nun en çok alkışlanan cümlesi ise Nâzım Hikmet’in “O duvar, o duvarlarınız vız gelir bize vız” dizesini okuduğunda aldı.

You may also like

More From: Politika

DON'T MISS